ULUKIŞLA SAVUNMASI na adım adım
LÜBNAN olmadan asla !
Ortadoğu da karışıklık ve Lübnan suikasti
Evet arkadaşlar
Bu konuda 3 senelik bir zaman süreci tanıyor ve komplo Teorimizi yazıyoruz
3 sene içerisinde ŞAM ve MISIR meliklerine suikast yapılıp ortadoğuyu karıştıracak bir komplo tezgahlanıyor olabilir mi ?
Şam kelimesini biraz açayım bu konuda biraz bilgi vermek istiyorum
Şam kelime itibariyle hicaz (mekke ve medine)ın yukarısı demek olup bu bölgenin Solunda kalan kısmı için anılan coğrafi bir addır
Kelime anlamı ŞAM=SOL demektir
Suriyenin başkenti ŞAM ile ilgili değildir (eski ismi DIMEŞK dir)
Şam denilen coğrafya geniş bir coğrafya dır
İsrail,filistin,lübnan,suriye,ürdün ,ırak şam bölgesine dahildir
Buna ilaveten fıratın kenarına şam ı ilave edenler vardır bu sebepten Türkiye nin bazı vilayetleride buna dahildir
Elazığ ,Malatya,Adıyaman v.s Fırat nehrine sınırdır. Bu sebepten Fırat ın uzantısı olarak Türkiye de bu olaya dahil edelim mi bilemiyorum
Aynı zamanda Hicaz bölgesinin yukarısı şam ise bu bölge içerisinde suud toprakları vardır bu sebeple suudi arabistan ı da bu olaya dahil olup olmayacağını bilemiyoruz
Daha net bir ifade ile
Türkiye ve Suudi Arabistan net olmamakla birlikte
İSRAİL,......FİLİSTİN,...........SURİYE,.........L ÜBNAN,......ÜRDÜN, ...IRAK,
TÜRKİYE VE SUUDİ ARABİSTAN DA BELKİ DİYEREKTEN .?!
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak...
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 21-22)
Hadis i şariflerde bahsi geçen bir dünya savaşı mıdır ?
ve bunun ateşi ortadoğudan mı yakılacak !
tetikleyicisi acaba Lübnan suikasti mi olacak ?
ÖNÜMÜZDE Kİ 3 YIL İÇİN DE
BİR SUİKAST DÜZENLENEBİLİR Mİ ?
BU OLAY ORTADOĞU DA BARIŞI NASIL ETKİLER ?
BU OLAY DÜNYA SAVAŞINA SEBEP OLABİLİR Mİ ?
Bu tezgah pazara iner mi inmez mi ?
Bu durumda neler olur ?
İhale kimin elinde kalır ?
Bu olay bulaşıcı bir hastalığa dönüşüp ortadoğu da istikrarsızlığa yol açar mı ?
Bu olay sonucu ortadoğuda dengeler bozulup savaşlar başlamasını ön görürmüsünüz
ve son olarak zaten ekonomik kriz içinde olan dünya bu olaylarla dünya savaşına yol verir mi ?
Başka bir ifade ile
Armegeddon yada başka bir ifade ile büyük dünya savaşının ekonomik krizden sonraki 2. adımı ortadoğuda mı atılacak ?
Olayı tezgahlayanlar bu suikastleri kimlere yaptırıp işin işinde görünmeden tereyağdan kıl çeker gibi çıkacaklar
Dünyaya hakim egemen güçlerin 1. silahı olan basın yayın organları ve MEDYA bu olayları kışkırtmak için hazırlanıyor olabilir mi ?
Türkiyedeki maşaları olan özel tv ve gazeteler ve kendilerinin kuklası köşe yazarları acaba olayları nasıl servis yapacaklar ?
Evet tam tekmili birden atış serbest
Bu komplonun gerçekleşme yüzdesi kaçtır ?
Melikten maksat hükümet yada devlet başkanı demektir
bu bir başbakan olabileceği gibi kral da olabilir
Şayet bu olaylarlar planlıysa lübnansız asla dünya savaşı çıkartılamaz
Bu olay kesinlikle lübnan a sıçrar
LÜBNAN OLMADAN ASLA !
Birisi savaşı ortadoğudan çıkartıp dünyaya yaymayı düşünüyor olabilir mi ?
Acaba savaş çıkmaz derken bu tezgahı mı göremiyoruz !
Erken kalkan yol alır demişler
Bunu planlayanlar bu kişilerin yedeklerini kesinlikle hazırlamıştır
Medya ayağını da servis e hazırlamıştır
Ortadoğu liderlerine suikast i kimler ve gruplar planlıyor olabilirler
Arkasındaki egemen güçler kimlerdir ?
Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir...
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Bu hadiste Hz. Mehdi'nin gelişinden önce Şam ve Mısır yöneticilerinin öldürüleceklerine dikkat çekilmektedir.
Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat.
Enver Sedat 1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir. Mısır tarihinde öldürülen yöneticilerden diğerleri de, 1910 yılında suikaste uğrayan Başbakan Boutros Ghali, 1945 yılında öldürülen Mısır Başbakanı Ahmed Maher Paşa ve 1948'de yine bir suikast sonucu öldürülen Mısır Başbakanı Mahmoud Nukrashy Paşa'dır.
Şam kelimesi ise, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için kullanılmaz. Şam, Arapçada kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder.19 Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur. Bunlardan birkaç örnek şöyledir;
Enver Sedat, 1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir. Yanda suikast esnasında çekilmiş bir resim. Üstte Sedat suikasti ile ilgili The New York Times gazetesinin haberi. 7 Ekim 1981
1920'de öldürülen Suriye'nin eski Başbaşkanı Salah Al-Deen Beetar,
1921'de öldürülen Suriye Başbakanı Droubi Paşa,
1949'da suikaste uğrayan Suriye Başbakanı Muhsin al-Barazi,
1951'de öldürülen Ürdün Kralı Abdullah,
1982'de bombalı suikaste uğrayan Lübnan'da Falanjist Lideri Beşir Cemayel...20
nette topladığım bazı bilgileri alıntı olarak verdim
bu suikastlar daha önceden meydana gelmekle beraber arkası da pekala gelebilir
birden fazla meydana gelmiştir
BU olaylar bir bakıma gerçekleşmiş ise de tekrarı da mümkün dür
Acaba ortadoğu bu sefer bir dünya savaşına mı gebedir ?
Dünya savaşı burdan çıkar başka bir yer aramayalım
zemin hazır
Ekonomik kriz ve islama olan bakış açısı 2000 yılında ki olayla değiştirilmek istenmiştir
Lübnan hristiyan ve müslüman çatışmasına en müsait ortadoğu ülkesidir diyebiliriz
Nufusunun yarısı ermenilerden ve arap hristiyanlardan oluşur
1970 de iç savaş yaşamış suriye barış gücü göndermek durumunda kalmıştır o vakit ise Fransa destek vermiştir
Sonraları bu iç savaş yerini bir formulle çözmüşlerdir
Cumhurbaşkanı bir taraftan olursa
Başbakan yada meclis başkanı başka bir etnik temelden seçiliyor
Kabine ise yarı yarıya müslüman hristiyan lardan oluşuyor
Kabinede 20 bakan varsa bunun 10 u hristiyan 10 tanesi ise müslüman lardan seçiliyor
hariri cinayeti ,butto nun öldürülmesi ,el kaidenin hindistanda yaptığı saldırı ,ortadoğuda şiilere ve sünni liderlere yapılan suikastler ,nijeryada 300 müslümanın hrihristiyanlarca bir camide öldürülmesi
bu plan ve suikastler kimin tezgahından çıkıyor
kanaat o ki cıa in gizli operasyonlar bölümü bu işlerin tertipleyicisi ve planlayıcısı
bu işler onların fakat resmiyette kimse buu kabul etmiyor
politzer ödüllü bir gazeteci yakın zamanda butto ve harirri cinayetini eski abd savunma bakanı ramsfeld e bağlı özel suikast timlerinin yaptığını söyledi ve dünyada geniş yankı buldu
fakat 1 gün bile geçmedi ki gazeteci sözünü geri almak durumunda kaldı
fakat bu gerçek bile cıa nin timlerinin varlığını gözler önüne sermeye yetti
Hariri cinayeti suriyeyi lübnandan çıkartıp lübnandaki hizbullah gruplarını yok etmek için
İsrailin palanladığı abd nin ise suçu suriyeye atıp başardığı bir suikastti
sonuç verdi Suriye 1970 yıllarda avrupanın isteği ile o bölgeye yerleştirdiği Barış Gücü askerlerini geri çekmek durumunda kaldı
Şimdi oraya barış gücü altında bambaşka bir birlik yerleştirildi
Amaç hizbullahı silahsızlandırmak idi
Fakat lübnan ordusu dışarda arama yapmayı engelleyip lübnan ın içerden karışmasını istemedi
buna engel olundu ve plan suya düştü
Şu aşamada lübnan sessiz
Fakat fitne uykuda
Burada bir basamak konuldu ve olayın soğuması bekleniyor
2. bir suikastle lübnan iç karışıklığa kesin girer
Avrupa hristiyan ermenilerden yana tavır alır Türk askeri geri çekilmek durumunda kalabilir
Başka suikastlerde olabilir
Elinde medya denen silahla olayı istediğin gibi yönetebilirsin
Cıa in suikast timleri maalesef özellikle ortadoğuda cirit atıyorlar
Kimin yaptığı belli fakat onlar işin içinden çıkmaya çıkarlar fakat olan ortadoğuya sıçrar
Bir başka yönden de avrupaya sıçrar
Ermeni lobisi bu olaya uzak duramaz
Avrupa ermenilerden bir anlamda hristiyanlardan yana tavır koyar
Daha kapsamlı asker oraya gidebilir
belli mi olur
Belki planlamalar da bu 1. sıradadır ve amaçlardan biri budur
Lübnan ın karışması kimleri etkiler
1- İran ı etkiler iranın hizbullahı desteği var
2- Filistini etkiler
3- İsrail i etkiler
4- Avrupayı etkiler ermeni lobisi
5- Türkiyeyi etkiler (israil-filistin) gelişmlere göre kesin tavır almak durumunda kalabilir
6-Abd yi etkiler ( başta ermeni lobisi ve evangelist kilisesini )
7-Bu coğrafyada hasabı olanları etkiler ki rusya da bu olaya nasıl bakar bilemiyorum
sonuç olarak
Hekesi etkiler diyebiliriz
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak...
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 21-22)
Suikasti kim kime yapar gibi görünürse tabiki mazlum rolunu oyanatacaklar ve bizlerde tvlerden izleyeceğiz
Hristiyan avrupa hortlayacak ve abd ve israil ise olayları alttan proveke edecek
Lübnan olmadan asla
derken bunu kastetmiştim
Lübnan şam coğrafyasındadır
Lübnansız bu suikastlerin hiç bir anlamı yoktur !
Atış serbest konuyu esastan yorumlayalım bakalım ne tür fikirler ortaya çıkacak
Showing posts with label ortadoğu. Show all posts
Showing posts with label ortadoğu. Show all posts
Monday, June 8, 2009
Monday, September 1, 2008
Türk dizilerinin Ortadoğudaki ani yükselişi !
İran gazetesi ‘Gümüş’e politik rol biçti
İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA)
İRAN’da İngilizce yayınlanan ‘Tehran Times' gazetesi, Ortadoğu ülkelerinde izlenme ratingleri kıran ‘Gümüş' dizisinin bölgede İran'ın siyasi ve kültürel etkisini azaltmak için Türkiye’nin profilini yükseltmek amacıyla kullanıldığını öne sürdü.
‘Tehran Times' gazetesi, uydu aracılığıyla yayınlanan Türk yapımı iki televizyon dizisinin, Arap izleyiciler, özellikle de Basra Körfezi'ne kıyısı bulunan ülkelerde yaşayanlar üzerinde gittikçe artan bir sosyal etki yarattığını yazdı. İran gazetesi, uydu aracılığıyla yayın yapan MBC televizyonunun 4'üncü Kanalı’nda son 6 aydan bu yana günde iki kez yayımlanan bu iki dizinin, Arap izleyiciyi çektiğini vurguladı. Suudi Prensi Waleed Bin İbrahim'in sahibi, yönetim kurulu başkanı ve CEO'su olduğu MBC’nin, 6 kanala sahip olduğunu yazan İran gazetesi şöyle devam etti:
“Yabancı Damat’ ve ‘Gümüş’ senaryoları, Türkiye’nin doğal güzelliği ve oyuncuların çekicilikleri nedeniyle Arap ailelerinin çıkarlarını tahrik eden romantik diziler. Arap basınına göre, dizideki karakterlere delicesine aşık olunması, Arap aileleri, özellikle de bazıları boşanmalara kadar giden Suudi Arabistan aileleri içinde ciddi anlaşmazlıklara neden oldu. Her biri yaklaşık 200 bölümden oluşan bu dizilerin siyasi amaçları var. Yıllarca laik Pan-Türkizmin egemen olduğu Türkiye, çok yakın zamanlara kadar, Arap dünyasında hiçbir siyasi ve kültürel etkiye sahip değildi. Önceki hükümetlerdeki Türk yetkililer, Türkiye’nin statüsünün Ortadoğu ülkelerinden yüksek olduğuna inandıkları için genelde daima ABD ve Batı'ya dönük tutum aldı. AKP’nin iktidara gelmesi ve İslami eğilimli bir hükümetin kurulmasıyla, Arap ülkeleri ve özellikle İran İslam Cumhuriyeti modeline alternatif olarak görülen Suudi Arabistan Türkiye’nin bölgedeki profilini yükseltmeye çalıştı. Suudi medyası, birden bire, Araplar'ın Türkiye’ye seyahat etmelerini sağlamak amacıyla Türkiye'nin turizm merkezlerinin tanıtımına başladı. Suudi Prenslerin sahibi olduğu etkili uydu kanalları, Türk dizilerini Arapça seslendirip yayınlamaya başladı. Bu dizilerin Arapça seslendirmesi öylesine ustalıkla yapıldı ki, dizilerin bir Arap ülkesinde yapılmadığını anlamak son derece güçtü. Seslendirenlerin çoğunluğu Lübnan ve Suriyeli idi ve seslendirmedeki aksan da, Arap dünyasında hayranlık duyulan Lübnan aksanıydı. Suriyeli ve Lübnanlı seslendirmeciler sadece bu iki diziyi seslendirmek istedi.”
İran gazetesi, yayınlanan Türk dizilerin sanatsal yanının çok yüksek olmadığını ancak, bölgede İran’ın siyasi ve kültürel etkisini azaltmak için Türkiye’nin profilini yükseltmek amacıyla kullanıldığını iddia etti. Tehran Times, Suudi Arabistan'daki Araplar’ı Şii kültürüne karşı koymak ve Arap dünyasında Şiiler üzerindeki manevi etkisini azaltmak amacıyla, kurnazca, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a haber araçlarına girme olanağı tanındığını, Türkiye’ye, Ortadoğu’nun siyasi, kültürel ve ekonomik yaşamında daha aktif bir rol oynayabilmesinin hedeflendiğini ileri sürdü. Gazete, iddialarını şöyle sürdürdü:
“MBC’nin Türk dizilerini yayınlama kararı, basit mesele olarak görülebilir. Ancak bu, Türkiye ve bazı Körfez ülkeleri tarafından tasarlanan siyasi ve kültürel bir planın ilk sahnesidir. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri olarak seçilmesi, Türkiye’nin İsrail ve Suriye arasındaki arabuluculuğu ve Lübnan ve Filistin’de yaşanan son gelişmelerdeki rolü, Erdoğan yönetiminin, görünüşte İslami sloganlar kullanmak ve Pan-Türkizmin İslam karşıtı söylemlerinden kaçınmak suretiyle Arapların dikkatini çekmeyi başardığını göstermektedir. Türkiye’ye bölgede önemli bir siyasi ve kültürel rol veren bu plan, İran İslam Cumhuriyeti’nin kültürel ve siyasi açıdan yalnızlaştırılması için formüle edilmişti. Bununla birlikte, bu plan uluslararası arenada geniş çaplı bir destek bulamadı ve sadece Suudi Arabistan’ın desteğiyle uygulamaya konuldu.”
kaynak http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=dunya&ArticleID=985000&Date=01.09.2008&b=Gumusle%20ilgili%20ilginc%20tez&ver=85
YORUM
işin bir adımı film çekmekse diğeri beğendirmektir
bir filmi türkiyeden kasetlerini alıp hem tv de yayınlatmak ham de seslendirmeyi,çevirisini profesyonelce yapmak ,halkın beğeneceği ses sanatçılarını ve aksanları kullanmak bölge halkını çok iyi tanıyan ekipler ister
profesyoneller ortadoğuya bu filmi takdim ediyorlasa 2 defa düşünmek lazım
niçin türk dizileri ve neden şimdi sorularını sormak lazım
Kültür emperyalizminde abd kendi filmleri varken ortadoğuya türk filmleriyle mi giriyor ?
Türkiye neden vitrinde ?
sadece birkaç soru sordum :)
ikram kime !
İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA)
İRAN’da İngilizce yayınlanan ‘Tehran Times' gazetesi, Ortadoğu ülkelerinde izlenme ratingleri kıran ‘Gümüş' dizisinin bölgede İran'ın siyasi ve kültürel etkisini azaltmak için Türkiye’nin profilini yükseltmek amacıyla kullanıldığını öne sürdü.
‘Tehran Times' gazetesi, uydu aracılığıyla yayınlanan Türk yapımı iki televizyon dizisinin, Arap izleyiciler, özellikle de Basra Körfezi'ne kıyısı bulunan ülkelerde yaşayanlar üzerinde gittikçe artan bir sosyal etki yarattığını yazdı. İran gazetesi, uydu aracılığıyla yayın yapan MBC televizyonunun 4'üncü Kanalı’nda son 6 aydan bu yana günde iki kez yayımlanan bu iki dizinin, Arap izleyiciyi çektiğini vurguladı. Suudi Prensi Waleed Bin İbrahim'in sahibi, yönetim kurulu başkanı ve CEO'su olduğu MBC’nin, 6 kanala sahip olduğunu yazan İran gazetesi şöyle devam etti:
“Yabancı Damat’ ve ‘Gümüş’ senaryoları, Türkiye’nin doğal güzelliği ve oyuncuların çekicilikleri nedeniyle Arap ailelerinin çıkarlarını tahrik eden romantik diziler. Arap basınına göre, dizideki karakterlere delicesine aşık olunması, Arap aileleri, özellikle de bazıları boşanmalara kadar giden Suudi Arabistan aileleri içinde ciddi anlaşmazlıklara neden oldu. Her biri yaklaşık 200 bölümden oluşan bu dizilerin siyasi amaçları var. Yıllarca laik Pan-Türkizmin egemen olduğu Türkiye, çok yakın zamanlara kadar, Arap dünyasında hiçbir siyasi ve kültürel etkiye sahip değildi. Önceki hükümetlerdeki Türk yetkililer, Türkiye’nin statüsünün Ortadoğu ülkelerinden yüksek olduğuna inandıkları için genelde daima ABD ve Batı'ya dönük tutum aldı. AKP’nin iktidara gelmesi ve İslami eğilimli bir hükümetin kurulmasıyla, Arap ülkeleri ve özellikle İran İslam Cumhuriyeti modeline alternatif olarak görülen Suudi Arabistan Türkiye’nin bölgedeki profilini yükseltmeye çalıştı. Suudi medyası, birden bire, Araplar'ın Türkiye’ye seyahat etmelerini sağlamak amacıyla Türkiye'nin turizm merkezlerinin tanıtımına başladı. Suudi Prenslerin sahibi olduğu etkili uydu kanalları, Türk dizilerini Arapça seslendirip yayınlamaya başladı. Bu dizilerin Arapça seslendirmesi öylesine ustalıkla yapıldı ki, dizilerin bir Arap ülkesinde yapılmadığını anlamak son derece güçtü. Seslendirenlerin çoğunluğu Lübnan ve Suriyeli idi ve seslendirmedeki aksan da, Arap dünyasında hayranlık duyulan Lübnan aksanıydı. Suriyeli ve Lübnanlı seslendirmeciler sadece bu iki diziyi seslendirmek istedi.”
İran gazetesi, yayınlanan Türk dizilerin sanatsal yanının çok yüksek olmadığını ancak, bölgede İran’ın siyasi ve kültürel etkisini azaltmak için Türkiye’nin profilini yükseltmek amacıyla kullanıldığını iddia etti. Tehran Times, Suudi Arabistan'daki Araplar’ı Şii kültürüne karşı koymak ve Arap dünyasında Şiiler üzerindeki manevi etkisini azaltmak amacıyla, kurnazca, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a haber araçlarına girme olanağı tanındığını, Türkiye’ye, Ortadoğu’nun siyasi, kültürel ve ekonomik yaşamında daha aktif bir rol oynayabilmesinin hedeflendiğini ileri sürdü. Gazete, iddialarını şöyle sürdürdü:
“MBC’nin Türk dizilerini yayınlama kararı, basit mesele olarak görülebilir. Ancak bu, Türkiye ve bazı Körfez ülkeleri tarafından tasarlanan siyasi ve kültürel bir planın ilk sahnesidir. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri olarak seçilmesi, Türkiye’nin İsrail ve Suriye arasındaki arabuluculuğu ve Lübnan ve Filistin’de yaşanan son gelişmelerdeki rolü, Erdoğan yönetiminin, görünüşte İslami sloganlar kullanmak ve Pan-Türkizmin İslam karşıtı söylemlerinden kaçınmak suretiyle Arapların dikkatini çekmeyi başardığını göstermektedir. Türkiye’ye bölgede önemli bir siyasi ve kültürel rol veren bu plan, İran İslam Cumhuriyeti’nin kültürel ve siyasi açıdan yalnızlaştırılması için formüle edilmişti. Bununla birlikte, bu plan uluslararası arenada geniş çaplı bir destek bulamadı ve sadece Suudi Arabistan’ın desteğiyle uygulamaya konuldu.”
kaynak http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=dunya&ArticleID=985000&Date=01.09.2008&b=Gumusle%20ilgili%20ilginc%20tez&ver=85
YORUM
işin bir adımı film çekmekse diğeri beğendirmektir
bir filmi türkiyeden kasetlerini alıp hem tv de yayınlatmak ham de seslendirmeyi,çevirisini profesyonelce yapmak ,halkın beğeneceği ses sanatçılarını ve aksanları kullanmak bölge halkını çok iyi tanıyan ekipler ister
profesyoneller ortadoğuya bu filmi takdim ediyorlasa 2 defa düşünmek lazım
niçin türk dizileri ve neden şimdi sorularını sormak lazım
Kültür emperyalizminde abd kendi filmleri varken ortadoğuya türk filmleriyle mi giriyor ?
Türkiye neden vitrinde ?
sadece birkaç soru sordum :)
ikram kime !
Labels:
gümüş,
kültür emperyalizmi,
ortadoğu,
seslendirme,
tehran times,
türk dizileri
Subscribe to:
Posts (Atom)